Gili Air, also called heaven on earth

Gili Air, one of the tree Gili Islands, is located between Bali and Lombok. By express boat from Amed (Bali) the island can be reached within 45 minutes; from Lombok it only takes around 5 to 10 minutes.

Gili Air is not big. You can walk around the island in less than two hours; or you can rent a bike, which, however, is not as much fun as it sounds like: half of the time you will need to walk your bike as the road is way too sandy to cycle. Nevertheless, the landscape is so beautiful that even walking your bike – on a ‘heap of sand’ – is fun! 
______

Gili Air adası, üç Gili adalarından biri, ve Lombok ve Bali’nin arasında kalıyor. Express Gemi ile Amed’den (Bali) 45 dakikada, ve Lombok’dan 5-10 dakikada Gili Air’e ulaşabilirsiniz.

Gili Air pek büyük değil. İki saatte adanın tümünü yürüyerek turlayabilirsiniz. Bisikletle dahada az bir zaman gerekiyor, ancak yerler çok kumlu olduğundan çoğu zaman bisikleti iterek ilerlemek zorunda kalıyorsunuz. Ama ada o kadar müthiş bir güzelliğe sahipki, kumun içinde bisikleti itmek bile zevk veriyor insana.

image

image

There are no motorized / petrol-driven vehicles on the island. But you can take the horse-drawn carriages called Cidomo, or ask the little children whether they can take you for a ride on their parents’ electronic motorcycle – haha! 🙂
______

Adada benzinle çalışan hiç bir tür araç yok. Görünen tek araçlar Cidomo adlı at arabaları, ve baba ve annelerinden aldıkları elektronik motorla gezen küçük çocuklar. Çok acayip bir görüntü gerçekten. 🙂

image

On Gili Air, you’ll have a hard time deciding on where to spend your day on the beach:
______

Gili Air adasında plajda oturacak yere karar vermek çok zordur:

image

image

image

Once you’ve decided on a ‘chilling location’, you won’t see many people, but you’ll discover many other beautiful beings:
______

Oturacak yere karar verdikden sonra, insandan fazla güzel deniz varlıklarıyla karşılaşıyor insan Gili adasında:

image

image
A moving starfish

Finally, you can watch one of the most impressive sunsets ever, but why not cooking your own Indonesian dinner before that, for instance ‘Gado-Gado’? (@GiliCookingClasses)
______

Gili Air’de günler çok renkli ve etkileyici bir güneş manzarasıyla bitiyor. Ama güneşin batışını izlemeden, GiliCookingClasses’de kendinize nefis bir Endonezyan yemek pişirmenizi tavsiye ederim, mesela ‘Gado-Gado’.

image

Now, go and book your ticket to the Gili Islands! 😉
______

Gelecek tatil nereye gidiyorsunuz? Gili adaları olmasın?! 😉

Advertisements

Halong Bay, Vietnam

Our three days tour through the breathtaking scenery of Halong Bay, in northern Vietnam, was one of my travel highlights. I tried to capture its beauty in pictures.
——
Üç günlük Halong Bay (kuzey Vietnam) turumuz şimdiye kadar yaşadığım en güzel şeylerden biriydi. Buranin güzelliğini bol bol resim çekerek ‘yakalamaya’ çalıştım.

image

image

image
A cave in Halong Bay

image

image
Freedom Island

image

image
Best volleyball field ever 🙂
image
Sunset at Freedom Island

PS: For the first time in my life, I saw the sea glowing in a neon blue/white light at night. I don’t have a photo of this, but it was indescribably magical [and the magician was some kind of plankton 😉 ].
—–
Hayatımda ilk defa gece denizi bir mavi/beyaz ışıkla parladığını gördüm. Bunun resmini çekemedim malesef, ama gerçekten çok büyüleyici bir manzaradi [büyücüde değişik bir deniz yosun/plankton türüdü 😉 ].

Meeting the local hill tribes in Sapa…

Sapa is a little town surrounded by very impressive mountain landscapes, and doubtlessly one of the most interesting and most beautiful places I’ve ever been to.

image

image

image

image

What makes Sapa so special are the encounters with the local people.

image

See all these ladies running? This is what happens when a tourist bus arrives in Sapa. They all offer you to show you their villages or ask you to stay with them for one or two nights for a fair price. (By the way, their English language skills are pretty impressive.)
This is how we met Mama Chu.

Mama Chu was very friendly, told us some interesting facts about Sapa and walked us to our hostel (as we had asked her for directions), without expecting anything back from us. As we truly enjoyed the conversation, we decided to take a 4-hour walk with her to her village the next day.

Unfortunately, the weather wasn’t great. There was no rain, but it was very very foggy. So, we couldn’t actually enjoy the beautiful landscapes, as the visibility was highly limited.

image
Mama Chu

image

But we learned a lot about Mama Chu’s daily life, about her culture, and also about the other hill tribes:
There exist eight different hill tribes that live in and around Sapa. Interestingly, they all speak different languages, and no or only little Vietnamese. (Their children learn Vietnamese in school though.) The hill tribe peoples’ clothing looks pretty similar, yet the different colors of their hats or skirts indicate their tribal affiliations. In general, the tribe women are ‘responsible for the tourists’, while the men work on fields. Tourism is a huge source of income in Sapa – on the one hand. On the other hand, we saw many little girls selling souvenirs (probably instead of going to school), which is definitely a downside of tourism and something to think about. Also, over the years, many hill tribe women have become crafty salespersons who can have pretty aggressive sales techniques, which may in turn lead to bad experiences as a tourist.

The hill tribes live in very basic wood houses which often consist of one big, single room where every corner has a different function. For instance, in one corner there is a fireplace for cooking, in another there are mattresses for sleeping, and so on. The shower tank and the toilet are outside. First I felt bad somehow. For me all this was … let’s say ‘veeeeery basic’. But walking through the villages, I saw so much happiness. I realized once again that money and luxury doesn’t make happy, happiness is something you cannot buy!

____________

Sapa çok etkileyici dağ manzaraları ile çevrili bir kasaba, ve kuşkusuz gittiğim en ilginç ve en güzel yerlerden biri. Bu ilginçliğini ve güzelliğini Sapa en çokta yerel dağ halkına borçlu bence.

Üstteki resimde koşan bayanları gördünüz mü? Bu bir turist otobüsü Sapa’ya geldiğinde görülen tipik bir manzara. Kadınların her biri turistlere köylerini gösterme teklifi eder, veya bir gece evlerinde kalmaya davet eder (birazcık para karşılığında). Bu arada, bayanların İngilizce dil becerileride oldukça etkileyicidir. Bu ortamda Anne Chu’la tanıştık.

Anne Chu’ya otelimiz nerde olduğunu sorduk, ve bizden karşılığında hiçbir şey beklemeden, yirmi dakika yürüyerek otelimizin yolunu gösterdi bize. Yol boyunca çok güzel sohbetler ettik, ve ertesi gün Anne Chu’nun köyünü ziyaret etmeye karar verdik. Sabah saat 9’da Anne Chu’la otelimizin önünde buluştuk ve 5 saatlik bir yürüyüşe başladık.

Ne yazık ki, hava hiç güzel değildi. Yağmur yoktu, ama etraf acayip sislidi. Yani o güzelim manzaraların tadını pek çıkaramadık.

Bunun yerine Anne Chu’nun günlük hayatı, kültürü, ve diger dağ halkları hakkında çok şeyler öğrendik:
Sapa’da tam 8 farklı dağ halkı yaşıyor. Hepsi farklı diller konuşuyor, ve Vietnamca hiç veya çok az biliyorlar. Çok ilginç değilmi?! (Ama artik çoğu köylerde okullar açılmış, ve çocuklar okulda Vietnamca öğrenebiliyor.) Dağ halkının kıyafetleri birbirine çok benziyor, ancak değişik renkli şapkalari / başörtüleriyle ve etekleriyle hangi köyün halkı olduklarını belli ediyorlar. Genelde, kadınlar turistlerle ilgilenirler, erkeklerde tarlalarda çalışmaya gider. Turizm Sapa’nin en büyük gelir kaynağıdır, bir yandan. Diğer (kötü) yandan, okula gitmek yerine hediye eşya satan birçok küçük kızlarla karşılaştık.

Dağ halkı ahşap, tek odalı evlerde yaşıyor. Odanın bir köşesinde yemek pişirmek için bir şömine vardır, diğer köşesinde uyumak için minderler vardır, vesaire vesaire. Duş tankı ve tuvalet dışarıdadır. Bunları görünce kötü hissettim ilk önce. Ne kadar yoksul insanlar dedim kendi kendime. Ama sonra, köylerini gezerken, insanların yüzünde ve gözlerinde gördüğüm tek şey mutluluk oldu. Bir kez daha para ve lüks mutlu etmediğini, ve mutluluk satın alınamayan bir şey olduğunu fark ettim!