Category Archives: Cambodia

Beautiful Cambodia in pictures

image
Siem Reap
image
Angkor Temples
image
Angkor Temples
image
Siem Reap at night | Siem Reap'de akşam ışıkları
image
Banana tree flower | Muz ağacının çiçeği
image
Mango tree | Mango ağacı
image
Ever tried sugar cane juice? | Şeker kamışı suyunu hiç denedinizmi?
image
Buddhist school in Siem Reap | Budist bir okul ("Eğer kendini seviyorsan, derslerine iyi çalış!")
image
Watering the school's plants | İlk okulda çiçek sulama 🙂
image
Great Turkish dinner in Sihanoukville | Türk mutfağını Kamboçya'dada bulduk
image
Cycling through Kampot's villages | Bisikletle Kampot'un köylerini gezdik
image
A typical Cambodian house | Kamboçya'nın tipik evlerinden biri
image
Country side in Kampot | Kampot'un köyleri
image
Waving children in a Muslim village in Kampot | Müslüman bir köyde bize el sallayan çocuklar

The Killing Fields – Cambodian genocide

You wear glasses? If so, you probably wouldn’t have survived in Cambodia forty years ago, when the Communist Khmer Rouge Regime was ruling the country.

The Khmer Rouge came to power in 1975, and let by Pol Pot, they killed more than 2 million people – which means 25 percent of the Cambodian population at that time. The regime’s aim was to create a new rural, classless society by forcing everyone to become hard-working farmers (I could also say ‘slaves of the government’ who often died from overwork or starvation), and by killing the “rest” – as bad as this may sound. Schools, hospitals, banks were closed; intellectuals and their whole families (even babies!), regarded as a bad influence, were murdered. You didn’t need a university degree to be considered as ‘intellectual’, having been to primary school, or speaking a foreign language, or simply wearing glasses was reason enough.

From 1975 to 1979 Cambodia went through hell. This period has left the country with deep scars. For instance, travelling around in Cambodia, I’ve barely seen older people. Also, having lost its intellectuals to this unimaginable cruelty, the country is by far not as developed as it could be.

While Pol Pot died 1998 without ever being brought to justice for his countless crimes against humanity; Duch, the regime’s chief jailer and murderer of ten thousands of people, was only sentenced in 2010!! Many other Khmer Rouge commanders are still free…

Visiting Choeung Ek, one of the sites, where the mass killings took place and where thousands of victims are buried – some still undiscovered – was an overwhelmingly sad experience for me. I think it is important to write about all this and to educate ourselves, so that something like this never happens again!

image
'The Killing Tree'

— Kamboçya soykırımı —

Gözlük takıyormusunuz? Eğer öyleyse, kırk yıl önce, Komünist Kızıl Kmerler rejimi altında olan Kamboçya’da muhtemelen hayatınızı kaybetmişdiniz.

1975’te Kızıl Kmerler adlı radikal komünist bir hareket Kamboçya’da iktidarı ele geçirmiş ve kurucuları ve önderleri Pol Pot altında 2 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olmuştur. Bu o zamanki nüfusun yüzde 25’idir.

Rejimin amacı: ülkeyi sınıfsız ve çalışkan bir çiftçi toplumuna çevirmek. 1975 – 1979 seneleri içerisinde, Pol Pot çiftçi olmayan herkesi, en başta aydın insanları ve bütün ailelerini (bebekten nineye kadar), öldürtür; ve çiftçileri ya açlık yada çalışmaktan ölene kadar pirinç tarlalarında köle gibi çalışmaya zorlar. Ayrıca okulları, hastanelerı, ve bankaları kapatırır. Aydın insan Pol Pot’a göre üniversite diploması olan birisi değildi sadece: ilkokula gitmiş olmayı, yabancı dil bilmeyı veya gözlük takmayı bile bir insanı öldürmeye yeterli bir neden olarak görmüş Pol Pot.

1975’den 1979’a kadar inanılmaz acı bir dönemden geçmiş Kamboçya’lılar. Bu ülkede derin izler bırakmış. Örneğin, Kamboçya’da gezerken pek yaşlı insanla karşılaşamazsınız. Tüm aydın insanlarını kaybetmiş olan bir ülke olan Kamboçya çok gelişememişde bu yüzden.

Pol Pot, 1998’de suçları yüzünden hiç yargılanmadan, kalp krizinden ölürken; Duch, rejimin baş gardiyanı ve on binlerce kişinin katili, daha yeni, 2010 senesinde mahkum edildi. Birçok Kızıl Kmer komutanları hala özgür bir yaşam sürüyorlar …

Choeung Ek bu soykırımın gerçekleştiği birçok yerlerden biri; binlerce kişinin gömülü olduğu bir yer… Burayı ziyaret etmek pek güzel bir duygu değildi. Ama böyle bir şeyin asla tekrarlanmaması için, kendimizi bu konuda eğitmemiz gerektiğini düşünüyorum. O yüzden yazdıklarımı buraya kadar okumuşsunuzdur umarım.

“Every person counts” — Epic Arts Café in Kampot, Cambodia

Looking for a good place for breakfast in Kampot – a lovely riverside town in South Cambodia – we came across the Epic Arts Café. This is a very special restaurant: many of its staff is disabled or deaf. It was a highly interesting experience and we truly enjoyed our meals. I even learnt some Cambodian sign language.

image

image

This is definitely a café worth visiting if you’re in Kampot!

And if you would like to see some of this lovely people dancing, check out the video below. I’m sure it’ll make you happy. 😉

______________

“Her insan önemli”

Kampot, Kamboçya’nin güneyinde, nehir kenarında kalan, güzel bir kasaba. Kahvaltı etmek için iyi bir yer ararken Epic Arts Café karşımıza çıktı. Epic Arts çok özel bir yer: Personelinin birçoğu engelli ya da sağır. Bu lezzetli kahvaltı son derece ilginç bir deneyim oldu bize. Hatta biraz işaret dili bile öğrendim.

Eğer olurda Kampot’a yolunuz düşerse, bu café’ye kesinlikle uğrayın derim.

Epic Arts Café’de çalışan bazı insanları üstteki youtube klibinde izleyebilirsiniz. Bu güzel insanların dansı sizi, şarkının adı gibi “happy”, yani mutlu, edecek kesin. 😉

The ancient city of Angkor, Cambodia

Visiting the ancient city of Angkor felt like travelling back in time.

Comprising numerous impressive temples and stretching over 400 square kilometers, Angkor is believed to be the largest pre-industrial city in the world. Around thousand years ago, more than a million people might have lived here. (wikipedia.org)

Due to the heat and high humidity, we had to dismiss our idea to cycle through Angkor; and we took a tuk-tuk instead. Looking back, this was a great decision, as fellow travellers who decided to cycle only managed to see very little of this huge archeological site (which doesn’t have to be a bad thing, depending on what you want).
We had bought a Three-Day-Ticket, so we spent three days in Angkor. I can truly say that the beauty of Angkor is infinite; but getting closer to the end, I’ve started to understand what a Dutch fellow traveller, Axel, had meant with ‘temple-overdose’… 🙂

Photos cannot capture the mysterious beauty of Angkor, but I tried my best. (see below)

___________

Antik kent Angkor’u ziyaret etmek, zamanda geriye seyahat etmek gibi geldi bana.

Çok sayıda etkileyici tapınaklar içeren ve 400 kilometre kare bir alana uzanan Angkor’un, Sanayi Devriminden önce, dünyanın en büyük kenti olduğuna inanılıyor. Yaklaşık bin yıl önce, bir milyondan fazla kişi burada yaşamış olabilir. (wikipedia.org)

Sıcak hava ve yüksek nem nedeniyle, Angkor’u bisikletle değil Tuk-Tuk’la gezdik (üç tekerlekli araç). Geriye bakınca, bu çok iyi bir karardi, çünkü sohbet ettiğimiz bisikletle giden arkadaşlar bu büyük arkeolojik sitenin sadece çok azını görmeye başarmış (bu durum, isteğinize göre, kötü bir şey olmasada).
Giriş biletimizi üç günlük aldık ve dolayısıyla Angkor’da üç gün geçirdik. Angkor’un güzelliği sonsuz olduğunu söyleyebilirim gerçekten; ama sonuna yaklaşırken, Hollandalı bir arkadaşın sözlerini aklıma geldi: ‘Aşırı doz tapınak geçirdim’ demişti. Şimdi onu daha iyi anlıyorum. 🙂

Angkor’un gizemli güzelliğini bir fotoğrafda yakalamak çok zor, ama elimden geleni yaptım. Bakın:

image

image
Angkor Wat, doubtlessly the most famous temple | en tanınmış tapınak

image

image

image
Ideal place for playing hide and seek | Saklambaç oyunu için ideal bir yer

image

image

image

image

Dark Siem Reap

This evening around 5 pm (~ 8 hours ago) whole Siem Reap (Cambodia) suddenly turned dark and quiet: a total blackout! Apparently some car driver crashed against an electricity pylon. This can take days to repair they say… (Luckily, we’ll leave the day after tomorrow. 🙂 )

So now we are sitting in the dark, with some Irish fellow sufferers, and we are ‘enjoying’ the absence of distractions of any kind.

There is no Wi-Fi (I bought a Cambodian SIM card, but the ‘smart phone battery problem’ will hit me soon); the very badly needed fan doesn’t work (it’s like 35 degree in our room); there is no water (the water installation is powered by electricity: with the little water that came out of the tap, I barely managed to brush my teeth), concerning our rooms: see picture.

Whatever happens, I’m sure that I’ll wake up to a bright day tomorrow. 🙂

Good night, friends!

_______________

Karanlık Siem Reap

Bu akşam saat 17:00 civarında (yani 8 saat önce) Siem Riep (Kamboçya) birden suskunlaştı ve karanlığa karıştı: cereyanlar kesildi! Bir araç elektrik kulesine çarpmış ve bunu düzeltmek günler sürebilir diyorlar. (Neyse ki, biz yarından sonra gidiyoruz. 🙂 )

Şu an, bizimle aynı kaderi paylaşan İrlandalı dostlarımızla beraber, karanlıkta oturuyoruz ve sessizliğin, karanlığın ve hiç bir türlü dikkat dağıtıcı bir şey olmamasının ‘zevkini’ çıkarıyoruz.

Ne Wi-Fi, yani internet bağlantısı, var; ne pervane çalışıyor; ne su akıyor. Ben internete pili bitmek üzere olan telefonumdan bağlanıyorum. Son akkan suyla dişlerimi fırçaladım ve şimdi yatmaya gitmek üzereyim.

Ama ne olursa olsun, yarın aydınlık ve parlak bir güne uyanacağımdan eminim. 🙂

İyi geceler herkese!